Bilgi Bankası » Soru Dizayn Seçenekleri
Toplumun sosyal tercihlerinin cevaplayıcı üzerindeki etkilerini azaltmada kullanılabilecek dört soru dizayn stratejisi bulunmaktadır.
1. Cevaplayıcıların soruların uygun ve araştırma amaçları için gerekli olduğunu hissetmelerini sağlayacak adımlar atılabilir. Örneğin gelir düzeyi ile ilgili sorular özel kabul edilmekte ve cevaplayıcılar bu soruları tereddütlü cevaplamaktadırlar. Ancak gelir düzeyi ile anketin amacı arasındaki ilişkinin belirgin olduğu durumlarda cevaplayıcıların isteklilik durumlarında belirgin artışlar gözlenmektedir. İnsanların politik görüşleri ya da sağlık durumları ile ilgili bir ankette gelir düzeyi ile ilgili sorular cevaplayıcılara başta anlamsız gelebilir. Ancak gelir düzeyinin insanların sahip oldukları kaynakların, karşılaştıkları problemlerin ve bunun sonucunda politik tercihlerinin bir göstergesi olduğunun açıklanması, gelir düzeyinin sorulma nedeninin açıklanmasına yardımcı olacaktır. Bu nedenle özellikle hassas olarak nitelendirilebilecek soruların amaçlarının açık olmadığı durumlarda bu amacın açıklanması sosyal tercihlerin etkisini (kişinin gelir düzeyini yüksek gösterme arzusu) azaltacaktır.
2. Cevaplayıcıların verdikleri cevapların hatalı olarak değerlendirebileceğini düşünürlerse bu hatalı değerlendirmeyi giderici adımlar atabilirler. Diğer bir ifade ile cevaplayıcıları hatalı cevap vermeye yönelten temel nedenlerden biri de cevaplarının yanlış değerlendirilebileceği, hatalı yorumlanabileceği konusundaki endişeleridir. Bunun sonucunda cevaplayıcılar verdikleri cevapları kendilerine göre doğru resmin oluşmasını sağlayacak şekilde değiştirebilirler.
Bu düşüncedeki cevaplayıcılar verdikleri cevapların nasıl yorumlanacağına ilişkin ipuçları aramaktadırlar. Bu nedenle araştırmacılar cevaplayıcıların soruların nasıl değerlendirileceğine ilişkin ön yargılarını en aza indirecek sorular dizayn ederek hatalı cevap yüzdesini azaltabilirler.
Bunun için üç genel yaklaşımdan yararlanılabilir;
(a) Araştırmacı belirli cevapların hatalı yorumlanabileceğine dair inançları en aza indirecek giriş metinleri ve sorular hazırlayabilirler.
(b) Araştırmacı cevaplayıcılara soruların anlamına yönelik geniş bir bakış açısı sağlayacak sorular dizayn edebilir.
(c) Cevaplandırma süreci cevaplayıcının verdiği cevapların nasıl yorumlanacağına ilişkin yargılarını yapılandıracak şekilde tanımlanabilir.
Örneğin “Geçen seçimlerde oy kullandınız mı?” sorusuna insanlar oy kullanmanın bir yurttaşlık görevi olduğunu düşündüklerinden, oy kullanmamış olsalar dahi kullandıklarını söyleme eğilimindedirler. Oy kullanma konusunda verilecek yanlış cevapların yüzdesini azaltmak için soru; “Günümüzün şartlarında insanların seçimle ilgilenemedikleri, yoğun iş temposu içersinde zaman bulamadıkları, aile baskıları vb. çok sayıda nedenden dolayı oy kullanamadıklarını biliyoruz. Peki siz son seçimlerde oy kullanmış mıydınız?” şeklinde olabilir.
Bu tür bir yaklaşımın amacı cevaplayıcıya oy kullanmamanın kötü yurttaşlık dışında, toplumda kabul edilebilir nedenleri olduğunu açıklamaktır. Bu şekilde cevaplayıcıların soruları doğru cevaplama olasılığı arttırılabilecektir.
Aynı şekilde bir kişiye “Kütüphaneye üye misiniz?” diye sormak yerine “Günümüzde insanlar okuma materyallerine kütüphaneden ödünç alma, satın alma, abone olma ve diğer şekillerde ulaşmaktadır. Siz bu yollardan hangilerini kullanıyorsunuz?” şeklinde sorulabilir.
Burada da birinci soruya verilecek “hayır” cevabı cevaplayıcının okumayı sevmeyen birisi olduğunun düşünülmesine yol açabileceğinden, cevaplayıcı soruya hayır cevabı vermekten kaçınacaktır. Bu nedenle ikinci soruda kütüphaneye üye olunmamasının okumayı sevmeme ile eşdeğer olmadığı anlatılmaya çalışılmıştır.
Fakat denge kurulurken aşırıya gidilerek, cevaplayıcıyı olumsuz cevap vermeye yöneltmemek gerekir. Çünkü cevaplayıcı, araştırmacının denge kurma çabalarını onun sosyal eğilimi şeklinde yorumlaması, cevaplayıcı bu eğilim doğrultusunda cevap vermeye yöneltebilir.
Bu tür girişler soruya verilecek olumlu ya da olumsuz cevapların araştırmacı tarafından makul bir şekilde yorumlanacağı ve hiç bir cevabın iyi ya da kötü şeklinde değerlendirilmeyeceği konusunda cevaplayıcıları rahatlatmaktadır
|